Yıl

2000

2001

2002

2003

2004

2005

2006

2007

2008

2009

2010

2011

2012

2013

2014

2015

2016

2017

2018

Tür

Barometre Tema Raporları

Diğer Araştırmalar

Hayat Tarzları Araştırmaları

Seçim Araştırması / Analizi

Konu/Alan

Hayat Tarzları

Seçimler

Siyasi Eğilimler

Toplumsal Araştırmalar

Kategori

Demografi

Ekonomi

Eşitlik ve İnsan Hakları

Gençlik

Gündelik Hayat

Hayat Tarzları

Kimlikler

Kürt Meselesi

Kutuplaşma

Memnuniyet Endeksi

Seçim Analizi

Seçim Araştırmaları

Siyasi Eğilimler

Sosyal Medya ve Geleneksel Medya

Toplum Yapısı

FİLTRELE

Pandemide Evde Bakım ve Zaman Kullanımı

Nisan 2022

İklim Değişikliği Algısı

Nisan 2022

Bir Arada Yaşarız Araştırması

Mart 2022

İnsan Hakları Araştırması

Ekim 2021

Birinci Yılında Koronavirüs Süreci

Haziran 2021

Toplumun Boğaziçi Üniversitesi Olaylarına Bakışı

Nisan 2021

Deprem Raporu

Aralık 2020

Yaşlılık Raporu

Ekim 2020

İstanbul Sözleşmesi

Eylül 2020

Nafaka Dosyası

Mart 2020

KONDA Medya Raporu

Aralık 2019

Hayat Tarzları / Toplumsal Cinsiyet

Kasım 2019

İyilik, Kötülük, Yardımseverlik

Kasım 2019

Popüler Kültür

Ekim 2019

23 Haziran 2019 Sandık Analizi ve Seçmen Profilleri

Temmuz 2019

31 Mart 2019 Yerel Seçimleri'nin Sayısal Analizi

Nisan 2019

Türkiye'de Kutuplaşma

Ocak 2019

Popülist Tutum, Negatif Kimliklenme ve Komploculuk

Kasım 2018

Türkiye’de Bireycilik

Ekim 2018

Soğanlı mı, Soğansız mı?

Eylül 2018

Ekonomik Kriz Algısı

Eylül 2018

24 Haziran Sandık ve Seçmen Analizi

Temmuz 2018

Toplumun Ruh Hali

Temmuz 2018

Seçmen Kümeleri - Ekonomik Konumuna Göre Seçmenler

Mayıs 2018

Seçmen Kümeleri - HDP Seçmenleri

Mayıs 2018

Seçmen Kümeleri - MHP Seçmenleri

Mayıs 2018

Seçmen Kümeleri - CHP Seçmenleri

Mayıs 2018

Seçmen Kümeleri - Ak Parti Seçmenleri

Mayıs 2018

Müzik Tercihleri ve İletişim Araçları

Nisan 2018

Çevre Bilinci ve Çevre Koruma

Mart 2018

Dizi ve Haber Tercihleri

Ocak 2018

Eğitim Sisteminin Yapısı ve Beklentiler

Kasım 2017

Futbol ve Taraftarlık

Ekim 2017

Ayıp, Günah ve Suç Algısı

Eylül 2017

Türkiye 100 kişi olsaydı...

Temmuz 2017

Türkiye’de Donan Siyasetin Şifreleri: Karar Ağacı Yöntemi ile Seçmen Tercihlerini Anlamak

Temmuz 2017

Zaman Kullanımı

Temmuz 2017

“Ev”in Fiziksel Özellikleri ve Duygusal Anlamı

Haziran 2017

Ramazan Pratikleri

Haziran 2017

Türkiye’nin Siyasal Evrenini Duygu ve Duygulanımlar Üzerinden Anlamak: Olağanüstü Hal, Toplum ve Siyaset

Mayıs 2017

İktidara Taraf Olmak: Mitler, Komplolar ve Spekülasyonlar Gölgesinde Çizilen Sınırlar Araştırma Raporu

Mayıs 2017

'Yeni Türkiye'nin Yurttaşları: 15 Temmuz Darbe Girişimi Sonrası Siyasi Tutumlar, Değerler ve Duygular Araştırma Raporu

Mayıs 2017

Halkoylamasının Ardından Tüketici Beklentileri

Mayıs 2017

16 Nisan Halkoylaması Sandık ve Seçmen Analiz Raporu

Mayıs 2017

Ekonomik Sınıflar ve Sınıf Algısı

Mart 2017

Toplumsal Yaşamda Şiddet ve Travma

Ocak 2017

Evlilik ve Evlenme Yaşı Tartışmaları ve Cinsel İstismar

Aralık 2016

Dış Politika

Kasım 2016

Sağlık Algısı

Ekim 2016

Toplumsal Ruh Hali: Güvenlik ve Mutsuzluk Gelecek Algısı

Eylül 2016

15 Temmuz Darbe Girişimi

Ağustos 2016

Demokrasi Nöbeti Araştırması - Meydanların Profili

Temmuz 2016

Borçlanma, Güvencesizlik ve Ekonomik Kaygılar

Haziran 2016

Adalet ve Hukuk Algısı

Mayıs 2016

Kitle İletişim Araçları ve Sosyal Medya Etkisi

Nisan 2016

Vatandaşlık Araştırması

Mart 2016

Kamu Güvenliğine Bakış

Mart 2016

Suriyeli Sığınmacılara Bakış

Şubat 2016

Türkiye’deki Ortalama İnsan Kim?

Ocak 2016

1 Kasım Sandık ve Seçmen Analizi

Aralık 2015

Türkiye’nin Ruh Hali

Aralık 2015

Güven ve Kürt Meselesi

Eylül 2015

7 Haziran Sandık ve Seçmen Analizi

Haziran 2015

Kadına Şiddet ve Devlet Algısı

Mart 2015

Toplumda Rekabetçilik ve Rekabete Bakış

Şubat 2015

Geçim Kaygısı ve Risk Algısı

Aralık 2014

Bir Arada Yaşamak

Kasım 2014

Yolsuzluk ve Ekonomik Durum Algısının Seçmen Tercihine Etkisi

Ekim 2014

Diyanet Algı, Memnuniyet ve Beklentiler Araştırması

Ekim 2014

Ramazan ve Bayramlar Nasıl Yaşanıyor?

Ağustos 2014

Gezi Raporu

Haziran 2014

Otoriterlik ve Siyasi Kimlikler

Haziran 2014

Toplumun Yatırım Tercihleri

Mayıs 2014

Kitle İletişim Araçlarının Etkisi

Nisan 2014

Yerel Seçimler Sonrası Sandık ve Seçmen Analizi

Mart 2014

Toplumsal Meşruiyet

Şubat 2014

İstanbul

Aralık 2013

Sorun Çözme Araştırması

Kasım 2013

İktidar ve Medya İlişkisi Toplumda İtibar Algısı

Ekim 2013

Ramazan'da Oruç

Eylül 2013

Gezi Parkı Araştırması: Kimler, neden oradalar ve ne istiyorlar?

Haziran 2013

İnternet ve Sosyal Medya Kullanımı

Mayıs 2013

Liderlik Araştırması

Mart 2013

Belirsizlikten Kaçınma Araştırması

Şubat 2013

Bilime İnanç ve Bilim Dışılık Araştırması

Ocak 2013

Gündelik Hayatta Mutluluk

Aralık 2012

Gündelik Hayatta Üzüntü

Ekim 2012

Gündelik Hayatta Güven

Eylül 2012

Anayasa Dair Algılar ve Beklentiler

Eylül 2012

Gündelik Hayatta Öteki Algısı

Temmuz 2012

İnsan Hakları Algısı

Haziran 2012

Toplumdaki Ayıp, Günah ve Suç Algı ve Tanımları

Mayıs 2012

Çevre Bilinci Araştırması

Mart 2012

Gündelik Hayatta Ekonomik İdeoloji

Şubat 2012

Türkiye'de Aile Yapısı

Ocak 2012

Barometre 4 Aylık Rapor - Seçim Analizi

Haziran 2011

Kürt Meselesi'nde Algı ve Beklentiler

Haziran 2011

Türkiye Gençliği Araştırması

Mayıs 2011

Siyasette Kadın Temsili

Nisan 2011

İçki ve Sigara Kullanımı Araştırması

Şubat 2011

Bir Arada Yaşarız Araştırması

KÜNYE

Mart 2022

 


Bir Arada Yaşarız Araştırması, toplumda önyargı ve gerilim üreten, bir arada yaşamayı zorlaştıran atmosferin sebeplerini anlamak ama aynı zamanda söz konusu atmosferi aşmak ve “bir arada yaşamak” için toplumun sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmak üzere hazırlandı ve gerçekleştirildi.


Bir Arada Yaşarız araştırması nicel ve nitel veri toplama teknikleri kullanılarak iki koldan yürütüldü. Araştırmanın nicel verileri KONDA Araştırma ve Danışmanlık tarafından 8-11 Temmuz 2021 tarihlerinde, 2132 kişiyle telefonla görüşmeler yapılarak, nitel verileri ise 16 Haziran – 31 Temmuz 2021 tarihleri arasında SAM Araştırma Danışmanlık tarafından 62 derinlemesine görüşme ve 12 odak grup toplantısı yapılarak toplandı.


Saha araştırmasından elde edilen verilere göre Türkiye’de toplum çok çeşitli kültürel, siyasi, sınıfsal farklar taşıyor. Katılımcılar bunun altını sık sık çizdiler. Toplumdaki farklılıkların yanı sıra bireyler de kendi içlerinde “çeşitlilik” ve “karmaşıklık” taşıyorlar. İnsanlar farklı kültür, sınıf, meslek, eğitim, coğrafya gibi dairelerle ilişkilenirken, ortaya çoğul kesişimler çıkıyor.


Toplum unutkan değil, çok sayıda katılımcı çok olay hatırlıyor ve hatırlatıyor. Hatırlamıyor gibi görünenlerin de bilişsel ve duygusal sermayelerine işlemiş travmalar dolaşıyor.


Ancak otoriter bir siyasal gelenekte, geçmişten gelen ve günümüzde de süren travmatik tarih ve sosyal adaletsizlikler altında farklı kültürel gruplar cemaatleşiyorlar ve siyaset alanında ciddi farklılaşmalar ve kutuplaşmalar ortaya çıkıyor.


Böyle bir ortamda “bir yere ait olmak” söylemi hâkim oluyor; bu söylem çoğulluk haliyle gerilim yaşıyor. Oysa insanlar farklılıklarıyla birlikte insan oluyor. Tatmin olamayan özellikler (saygı görmeyen kadınlık ya da anadil vb.) ise “kimlik” haline geliyor. Yara haline gelen farklar ise radikal kimlikleri besliyor.


Ancak kimliği formüllere sıkıştırmak mümkün değil; gündelik hayat çok karmaşık ve farklı iç içe geçişler söz konusu. Bağlamsal ve ilişkisel olarak evrilen kimlik sürekli değişen bir mücadele alanı… Güven tesis edildiği ve tanışma olduğu zaman önyargılar büyük ölçüde yıkılabiliyor ve bir arada yaşama potansiyeli yükseliyor.


Daha güçsüz, dezavantajlı kesimler, etnik ve mezhepsel gruplar hayatın her alanında, fakat özellikle “bütün vatandaşlara eşit davranması” beklenen devlet nezdinde ayrımcılığa uğruyor. Sosyal adalet sorununun, eşitsizliğin yaşandığı çevrelerde, en zayıf toplumsal kesimler öfke ve hüsranlarını boşaltacakları, kolay hedef olarak “günah keçilerini” (Suriyeliler, Romanlar ve Kürtler) buluyorlar.


“Hem aynıyız hem farklıyız”… Bu “çelişki” değil; karmaşıklığın, yani “normalliğin” farklı tezahürleri. İnsanların aynı beden içinde hem “aynılığa” hem de “farklılığa” vurgu yapması, tanınma isteği eşliğinde bir arada yaşama isteğine tekabül ediyor.


Toplumsal talepler ve çeşitlilik karşısında korkudan beslenen kutupçu zihniyetler adeta saf “inanç” niteliğinde… Onlar için meseleler “vatan-ihanet” ya da “onur, gurur” benzeri unsurlarla oluşan bir duygusal sermayeye sıkışıyor. Öte yandan toplumda çok güçlü bir damar var: Birbirlerinden çok farklı katılımcılar “toplumu bir bütün” olarak görüyor ve diğer insanların da bu toplumun bir parçası olduğunu kabul ediyor.


Aynı kelimelerle ve aynı içeriklerle olmasa da bütün katılımcılar “tanınmak”, “oldukları gibi” kabul edilmek, “güven” duymak, hakarete uğramadan, aşağılanmadan sevgi ve saygı görmek, adaletli bir toplumda yaşamak istiyorlar.


Birçok kişide kamusal alandaki tecrübelerden kaynaklanan “konuşma korkusu” mevcut. Bu tecrübeler insanların demokratik taleplerini dile getirme konusundaki cesaretlerini de kırıyor. Öncelikle, siyaseten konuşma imkânlarının serbestleşmesi gerekiyor.


Kültürel ve siyasi kimlikleşme ve kutuplaşma zihniyetinin dışına çıkabilme potansiyeli en çok sınıf ya da sosyal adalet alanındaki karşılaşmalarda ortaya çıkıyor. Aynı şekilde kadınlar ve gençler en çok yan yana gelen gruplar ve bunlar bir arada yaşama potansiyelini de üretiyorlar. İnsanlar “reel siyasetin” ötesine geçebildiklerinde doğadaki felaketi görüyorlar; aynı zamanda siyasi kutuplaşmayı aşmak için doğa çok güçlü bir ortak payda üretiyor.


Hem kendi haklarını hem de başkalarının hakkını gözetenler (bir arada yaşamak isteyenler) sadece kendi haklarını gözetenlere (başkaları karşısında korku ve güvensizlik taşıyanlar) kıyasla daha güçlü bir niceliğe sahip. Ancak, iç rahatlatıcı bu nicelikten daha da önemli bir bulgu şu: Bir arada yaşamanın anlamı, bir arada yaşamın farklı seslerini sergileyen insanların karmaşık birlikteliğinde yatıyor…


BAYETAV